Site içi SEO

No Comments

Site içi SEO konusunda detaylı ve en güçlü stratejileri içeren bu içeriğimizde hiç bir detayı atlamadan en ince ayrıntısına kadar işin tüm püf noktalarını paylaştık.

Şimdi kendinize bir çay doldurun ve çayınızı yudumlarken On Page SEO = Site içi SEO hakkında müthiş ipuçları ve etkisi kanıtlanmış stratejilerin tadını çıkarın.

#1 – Title Etiketi ve Site içi SEO için Önemi

Site içi SEO teknikleri arasında bir türlü hak ettiği yeri bulamayan ve genelde unutulan Title etiketi sandığınızdan çok çok daha kritik öneme sahiptir…

On Page SEO sürecinde ilk dikkat ettiğim Title etiketidir..

Peki neden bu kadar önemli? Çünkü o sayfanın ne ile ilgili olduğunu özetliyor.

Title, anahtar kelimeniz ile başlamalı. Yani anahtar kelimeniz Title’ın en başında yer almalı (ya da olabildiğince sola yakın olmalı.)

Aşağıdaki örnekte bu tekniği nasıl kullandığımı açıkça görebilirsiniz. Title meta “SEO” ile başlıyor.

site içi seo ve title optimizasyonu

Her zaman anahtar kelimeniz en başta olmak zorunda değil. Bazı durumlarda ne yaparsanız yapın, anahtar kelimeniz en başa geldiğinde saçma ve anlamsız bir görüntü ortaya çıkabiliyor. Böyle durumlarda olabildiğince sola yakın olmasını sağlamak gerek.

#2 – URL ler Nasıl Yapılandırılmalı?

SEO dostu URL ler (SEF URL = Search Engine Friendly URL) yapısı sıralamalarınızda etkisi olan önemli faktörlerden biridir.. Bunu zaten biliyor olmalısınız.

İlaveten URL ler, içerik ve konu hakkında bilgi vermeli ve olabildiğince kısa olmalı… URL yapısı tamamen “Anahtar Kelimeniz” den de oluşabilir, bunun bir sakıncası yok..

  • Anahtar kelime domaine ne kadar yakın olursa o kadar iyidir.
  • Şu şekilde yapılandırılması idealdir: http://www.siteniz.com/konu-adi
  • Sonunda “/” kullanabilirsiniz, ben kullanmamayi tercih ediyorum.
  • Sözcükler arasında “” kullanılmalı farklı karakterler kullanılmamalıdır.
  • URL de query string, get parametreleri vb anlamsız karakterler bulunmamalı.

Özetle, URL niz arama sonuçlarında açıkça göründüğünden, iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak adına ; kısa , anlamlı ve ilgili sayfanın bir özeti niteliğinde olmalıdır (başlık gibi düşünebilirsiniz.)

ÖNEMLİ İPUCU: Olabildiğince kısa URL ler oluşturun çünkü kısa URL ler kullanan sayfalar rakiplerine göre Google’da daha üst sıralarda yer alıyor. Aşağıda Brian Dean tarafından gerçekleştirilen bir çalışmaya ait verileri paylaşıyorum. (URL LENGTH = URL uzunluğu)

URL uzunluğu ve site içi seo da sıralama etkisi arasındaki ilişki
grafik backlinko.com ‘dan alınmıştır.

Özetle, Uzun ve Çirkin URL yapılarından kaçınmalısınız.

#3 – Anahtar Kelimeyi İçeriğe Dağıtmanın Püf Noktaları

Anahtar kelimenin içeriğe yerleşimi site içi SEO’nun en kritik konularından biri.

Burada yapılan hatalar, Dış SEO çalışmalarınızı ve diğer tüm emeğinizi heba edebilecek türden.

Ana Anahtar Kelimenizi içerikte hangi sıklıkla (Keyword Density = Anahtar Kelime Yoğunluğu) kullanırsanız güvende ya da risk bölgesinde olursunuz; bunun net bir formülü yok arkadaşlar.

Aşağıda verdiğim oranlar büyük oranda kendi tecrübelerime dayanıyor fakat 500 kelimelik bir yazıda 30 kez aynı sözcüğü tekrar etmenin de spam gibi görüneceğini ve çok riskli olduğunu kabul etmek gerekiyor. (Burada konuyla ilgili bir soru ve cevabı mevcut.)

  • Tecrübelerime göre %0.5 ile %1.5 arası ana kelime kullanımı güvenli – Yeşil Bölge
  • %1.5 – %3 arası Sarı Bölge – Risk yok yada az, fakat yüksek rekabetli kelimelerde bu oranlar işinizi zorlaştırabilir.
  • %3+ ve üzeri Kırmızı Bölge – Aşırı optimizasyon (Over optimization)

Düşük rekabetli anahtar kelimelerde %5-10 keyword density ile dahi iyi sıralamalar söz konusu olabiliyor. Fakat rekabet söz konusu ise, güvenli bölgede çalışmanızın başarılı sonuçlar elde etmenizi kolaylaştıracağına inanıyorum.

ÖNEMLİ İPUCU: Anahtar kelimenizin uzun kuyruklu versiyonlarını (long tail keywords) ve LSI anahtar kelimeleri de içeriğinizde kullanın. Örneğin: “Ayakkabı” ana kelimesi için “Ucuz ayakkabı, spor ayakkabı, ayakkabı çeşitleri, ayakkabı modelleri, ayakkabı satın al, ayakkabı fiyatları, bayan ayakkabı.. vb” Ayrıca Google otomatik tamamlama özelliği ile çok farklı uzun kuyruklu anahtar kelimeler bulabilirsiniz. Ana kelimeye ilaveten bu anahtar kelimeleri de dahil etmenin en büyük avantajı ; Google’ın içeriğinizin konusunu çok daha iyi anlamasına yardımcı olmak ve anlamsal bir ilişki kurmasını sağlamaktır. Ayrıca uzun kuyruklu kelimeler + LSI anahtar kelimelerin kullanımı aşırı optimizasyon riskinden korunmanızı sağlayabilir.

#4 – Anahtar Kelime Yerleşimi için En Kritik İpucu

Google ve diğer arama motorları , içeriğin tam olarak ne ile ilgili olduğunu değerlendirmeye çalışır. İçeriğinizin ilk 75 kelimesinde anahtar kelimenizin yer alması, içeriğin anahtar kelimeniz ile alakalı olduğunu gösteren önemli bir sıralama sinyalidir.

İlk 75 kelimede anahtar kelime kullanımı kesin bir kural değil, ilk 100 – 150 kelimede yer almasının yeterli olduğunu iddia eden de var. Fakat ben aynı fikirde değilim, olabildiğince içeriğin başlangıç kısmına yakın olmasının daha güçlü bir sıralama için sinyal olduğuna inanıyorum.

ÖNEMLİ İPUCU: İçeriklerinize uzun girişler yazmak yerine hemen konuya girin ve anahtar kelimenize yer verin. Gereksiz uzunlukta giriş yazısı ana odak olan anahtar kelimeyi epey aşağı itebilir ve güçlü bir sıralama sinyalinden sizi mahrum bırakabilir.

#5 – Site içi SEO’da H1 Düzey Başlık Kullanımı Nasıl Olmalı?

Başlıklar bir içeriğin konusunu özetleyen ve arama motoru botlarının özellikle dikkatini çeken içeriğin en güçlü parçalarıdır.

<H1> , HTML de hiyerarşik olarak en üst düzey başlığı belirtir. Ardından <H2> , <H3> … bu şekilde <H6> düzeyine kadar gidiyor.

Title etiketi döküman başlığı , <H1> ise, içeriğin başlığıdır. Bu ikisi zaman zaman karıştırılıyor, o yüzden özellikle açıklık getirmek istedim.

Bir içerikte yalnızca 1 adet <H1> düzey başlık olması Site içi SEO da dikkat edilmesi gereken önemli bir noktadır. Çünkü <H1> en üst düzey başlıktır, patrondur yani.. İş yerindeki en yetkili adamı düşünün.. İşte <H1> in içerikteki rolü budur.

<H1> de Anahtar kelimeniz muhakkak yer almalıdır. Tercihen, tıpkı Title etiketinde belirttiğim üzere, en solda olmasına yani <H1> başlığınızın anahtar kelime ile başlamasına özen gösterin. (Şart değil, optimum sonuç alabilmek adına bir tavsiye)

WordPress altyapılı sitelerde genelde içerik başlığınız otomatik olarak <h1> ile etiketlenir ve bu şekilde yayınlanır. Farklı CMS lerde de genelde sayfa ve içerik başlıkları, ürün başlıkları hep <H1> ile etiketlenmektedir.

Bazı WordPress temaları başlıkları otomatik olarak <H2> ile etiketleyebiliyor. Bu ciddi bir sorun, böyle bir sorun yaşamadığınızdan emin olmak için başlığınızı mouse ile seçerek aşağıdaki gibi “incele” seçeneğine tıklayın.

Google Chrome’da incele’ye tıklayınca aşağıdaki gibi elementin HTML kodunu direkt mavi bir bant içerisinde gösteriyor. Gördüğünüz gibi başlığımız <H1> etiketi ile etiketlenmiş.. Harika!

Bir diğer sorun şu ; bazı temalarda birden fazla <h1> olabiliyor. İşin kötü tarafı, dışarıdan bakıldığında bunu anlamayabiliyorsunuz. Genelde anasayfada yer alan “Slider” adı verilen görsel kaydırıcılar bu soruna yol açıyor.

Aşağıdaki basit teknikler kontrol etmenizde fayda var.

Sayfanın kaynak koduna bakarak CTRL + F ya da CMD + F (mac için) ile <H1> araması yapın.. 1 tane buluyorsa sorun yok, 1 den fazla ise çözülmesi gereken ufak bir sorununuz var demektir bunu bir kenara not edip ilk fırsatta bir çözüm bulmalısınız. [Tekrar ediyorum, her sayfada mutlaka 1 adet <H1> olmalıdır, 1 den fazla olması sorun.]

#6 – H2 Düzey Alt Başlıkların On Page SEO için Doğru Kullanımı

<H2>, <H1> den sonra en güçlü başlık.. Güçlü bir On Page SEO için En az bir adet <H2> düzey başlıkta “anahtar kelimenize” yer vermenizi öneriyorum.

  • İçeriğinizde çok sayıda <H2> kullanıyorsanız her bir alt başlıkta “anahtar kelimenizi” kullanmak yerine Uzun Kuyruklu Anahtar Kelimeler ve LSI anahtar kelimelere de yer vermek daha sağlıklı olur.
  • <H2> Hiyerarşik olarak <H1> in altındadır, içerikte de bu sıraya önem vermek gerekiyor. <H2> başlıklar <H1> in üzerinde olamaz.

#7 – İçeriklerinizde Görsel Öğelere ve Videolara Yer Vermek Neden Önemli?

İçeriklerin sırf bir yığın metinden oluşması genelde insanların en sevdiği format değil.. Görsel ve videolar ile zenginleştirilen ve ilgi çekici hale getirilen içerikler ziyaretçilerinizin sayfada kalma süresini artırırken, hemen çıkış yüzdesini (Bounce Rate) de önemli ölçüde azaltacaktır.

  • İçeriğinizi etkileyici grafikler ve tablolarla destekleyin (mümkünse).
  • İçerikle ilgili videolar hazırlayıp içeriğe gömün ; eğer bunu yapacak zamanınız yoksa ya da üşeniyorsanız YouTube’dan konuyla ilgili bir video bulabilirsiniz bu da epey işe yarar. (Amaç ziyaretçinizi sıkmadan olabildiğince sayfada tutmak.)

ÖNEMLİ İPUCU: Video her geçen gün daha önemli hale geliyor. İnsanların çoğu oldukça tembel 🙂 ve tembelliğin doğası gereği uzunca bir yazıyı okumak yerine; kısa bir video izlemeye daha yatkın. Videoların bu kadar popüler olmasının ve YouTube’un şimdi dünyanın en çok ziyaret edilen 2.Popüler sitesi olmasının (Facebook’u geride bıraktı) temel nedeni bu olsa gerek. İçeriğinizle paralel bir YouTube videosu hazırlayabilir ve bunu sayfanıza gömerseniz bir taşla bir kaç kuş vurmuş olursunuz.

#8 – Mobil Uyumluluk ve Site içi Optimizasyon

Günümüzde akıllı telefon üzerinden web dünyasına gerçekleşen ziyaret oranları %80 lara dayanmış durumda… Ezici bir üstünlükle mobil cihazlar toplam internet trafiğinin en büyük bölümünü oluşturuyor.

Hal böyle olunca mobil uyumlu olmayan , masaüstü versiyonu ile tüm cihazlarda boy gösteren eski kafalı websiteleri Google tarafından bir süredir cezalandırılıyor.

Özellikle Mobil Öncelikli Dizine Ekleme nin artık aktif olduğu düşünüldüğünde sitenizin mobil uyumlu olmasının artık bir zorunluluk haline geldiği görülmekte.

Çözüm nedir? “Duyarlı Web Tasarım = Responsive Design” .. “Duyarlı” ile şu demek ; cihazın ekran çözünürlüğüne göre site düzeni daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kendini otomatik ayarlıyor.

Eğer WordPress ya da OpenCart gibi hazır içerik yönetim sistemleri kullanıyorsanız istisnasız tüm modern temalarının responsive (duyarlı) özellikte olduğuna inanıyorum. Farklı sistemlerde de durumun çok farklı olmadığını düşünüyorum.

#9 – Sayfaların Hızlı Açılması İçin Yapılması Gerekenler

Site içi Optimizasyon sürecinin en önemli ayaklarından biridir site performansı. Herşey harika olsa bile, yavaş açılan sayfalar verdiğiniz emeğe yazık edebilir.

Üstelik Google da resmi olarak site hızını yükselme sinyali olarak kullandıklarını kabul etmiş durumda.

Performans optimizasyonu için;

  • Yavaş çalışan yetersiz kaynaklara sahip hostinginizden kurtulun, ultra performanslı LiteSpeed web server ve güçlü kaynaklara sahip hostinge geçiş yapın (ucuz hostinglerden kaçınmanızı tavsiye ederim.)
  • Görselleri sıkıştırarak görüntü kalitesini kaybetmeden daha küçük boyutlar elde etmek mümkün. Bu iş için farklı araçlar mevcut ama ben Imagify kullanıyorum (WordPress eklentisi mevcut)
  • CDN (Content Delivery Network) kullanımı birazcık maliyetlidir. Eğer sitenizden bir gelir elde etmiyorsanız, CDN olayı performansı bir kaç tık öteye taşımak için.

Hafif ve sorgu sayısı az temalar kullanın. WP Bakery gibi blok düzey tasarım eklentileri temaları şişiriyor ve tonla ilave CSS , JS dosyasu ile ne yaparsanız yapın özellikle mobilde performans yerlerde sürünüyor.

Minimalist tasarım, temiz kodlama ve olabildiğince az eklenti kullanımı performans için prensibiniz olmalı. Çok cafcaflı ,hoplarlı – zıplarlı temaların performans anlamında ağır bir faturası olacağını unutmayın.

#10 – Kaliteli İçerik ve SEO Açısından Faydaları

Arama motoru kullancıları bir arama yaptığında SERP de listelenen yüzlerce sonuç arasından sitenizin bağlantısına tıklıyor ve sayfanızı ziyaret ediyor.

2 – 3 saniye içerisinde, sayfanıza bakıp aradığının orada olup olmadığına karar veriyor… İyi bir izlenim edinirse sayfada kalmaya devam ediyor ve içerikle etkileşimde bulunuyor.. Eğer kullanıcı, “Yok abi bu sayfa ne alaka şimdi?” der ve geri butonuna tıklar da SERP e dönerse (Pogo-Sticking davranışı) işte o zaman sıkıntı ..

Burada sorun, kullanıcının geri dönmesi değil , sayfanızda yeterince kalmaması yoksa Pogo – Sticking yani SERP ‘e geri dönme davranışının kendisi bir sıralama sinyali değildir – (Kaynak: Google’dan John Mueller ‘in açıklaması.)

Neticede, ziyaretçinizin sayfanıza gelmesinin tek nedeni arattığı terim ile alakalı sağlam ve doyurucu bir içerik bulmak (ya da alışveriş yönelimi taşıyan sorgularda aradığı kaliteli ürünü bulmak..) Bu nedenle içerik kalitesi site içi optimizasyonda her zaman en büyük önceliğimiz olmalı..

Google , içerik kalitesini çok önemsiyor. Yüzeysel, sıradan ve her yerde kolayca bululabilecek içerikler yerine derinliği olan ; kullanıcılarına “işte tam aradığım buydu, muhteşem bir içerik!” dedirtecek sağlam içerikleri arama sonuçlarında öne çıkarıyor.

SEO yazımızda da içerikle ilgili epey geniş bilgi vermiştim. Google içerik kalitesi konusunda çok farklı sinyaller kullanıyor , ayrıca Google Analytics , Google Chrome gibi güçlü araçlar var elinde ve tahmin edebileceğiniz gibi rahatlıkla kullanıcı davranışını analiz ederek sayfada ne kadar kaldığını, içerikle ne düzeyde etkileşim kurabildiğini analiz ediyor ve elde ettiği verilere dayanarak içeriğinizi ödüllendiriyor ya da cezalandırıyor.

Blogumu takip edenler bilir, oldukça uzun yazılar yazıyorum. Felsefem şu, 100 yazı yazmak yerine, 10 adet kaliteli ve sektörde referans gösterilen yazı yazayım, öyle de yapmaya gayret ediyorum.

Kaliteli İçerik Üretmenin SEO’ya Sağladığı Katkılar

  • Tekrar eden ziyaretçileriniz olur ki bu kaliteli bir sitenin önemli işaretlerinden biridir.
  • Google Chrome yer imlerine eklenme sayınız artar, bu da SEO ya katkı sağlamaktadır.
  • Marka adınızın aranma hacmi artar, uzun vadeli en güçlü SEO stratejilerinden biridir ve etkisi büyüktür.
  • Sayfada bekleme süresi artar (dwell time) ve site genelinde bekleme süresi artar ki bunlar da güçlü sıralama sinyalleridir.

Ziyaretçilerim yazılarımı okumaktan ve yeni şeyler öğrenmekten keyif alsın, bloglarında okuyucularının faydalanması için “burada harika bir SEO içeriği mevcut, çok istifade ettim şuraya tıklayarak ulaşabilirsiniz, sizin için de faydalı olacağını düşünüyorum” diyebilsinler + yorum bölümüne yazmaktan kendilerini alamasınlar istiyorum.. Harika içerik oluşturmanın ardındaki motivasyon bu olmalı..

Bu arada uzun içerik ; her zaman kaliteli ve dolu olmayabiliyor. Arama Motoru Optimizasyonu konusunda pek çok Türkçe blogu taradım ; bu işin felsefesini yapan ve kendi görüşlerini , araştırmaya ya da sağlam referanslara dayanmayan çok ilginç yazılar görme şansım oldu..

Öyle ki birinin kesinlikle yapmayın dediği şeye öbürü yapılsa iyi olur diyordu 🙂 Bu muğlaklık insanların kafasını karıştırmakla kalmıyor, ciddi bir bilgi kirliliğini de beraberinde getiriyor.

#11 – Site içi Linkleme Tekniği

Site içi linkleme oldukça etkili bir iç SEO stratejisidir. İçeriklerinizi ilgili anahtar kelimeler üzerinden birbirine bağlamak hem ziyaretçilerinizin farklı kaynaklara ulaşmasına yardımcı olur, hem de arama motorlarının sayfalarınız arasında ilişki kurmasını ve sitenizi yapısal olarak çözebilmesine olanak sağlar.

  • Her yazıda ortalama 2-3 adet site içine doğru bağlantı verilebilir
  • İlgili olması kaydıyla (seo – seofabrika.com.tr/seo gibi ) anahtar kelimelerinizden linkleme yapmanızda bir sakınca yok, hatta güçlü bir sıralama sinyali olduğunu düşünüyorum.
  • Linklerinizi tıklanabilir şekilde belirgin hale getirebilirseniz çok daha verimli olur (bağlantının öncesinde ziyaretçilerinize buraya tıklayın, detaylı bilgi burada gibi yönlendirici ifadeler kullanmak tıklanma oranını artırır böylece ziyaretçilerinizin sitenizde harcadığı zaman artar)

#12 – Site Dışı Linkleme Tekniği

Site içi seo teknikleri arasında “site dışı linkleme = alakalı sitelere backlink vermek” , gözardı edilen önemli bir site içi seo çalışmasıdır.

Neden backlink vermeye yeterince önem verilmiyor bilmiyorum sanırım bir başkasına faydam dokunur ya da sitemin otoritesi azalır kaygısı var bu yersiz kaygılara rağmen içeriğinizden alakalı konulara hatta sitelere backlink vermenizin sitenize iki büyük faydası vardır.

  1. Google, İçeriğinizin bilgi yüklü ve çok kaliteli olduğunu düşünür.
  2. Ve dış bağlantı verdiğiniz siteler üzerinden sitenizin ve içeriğinizin konusunu çok daha iyi anlayabilir..

Dış bağlantı (backlink) vermekten korkmayın, yalnız backlink almak değil, vermek de sıralamalarınızı yükseltecektir yeter ki alakalı içeriklere / sitelere verilen bağlantılar olsun.

Malesef ülkemizde, farklı sitelere dış bağlantı vermemek gibi yaygın bir SEO hatası mevcut. Evet bu bir SEO hatasıdır, otoriter ve güçlü sitelere içeriğinizle alakalı oldukları sürece link vermek gerekiyor. Hatta, site ile aynı nişte değilsiniz ama o sitede bir içerik var ve sıralaması da oldukça iyi, neden link vermeyesiniz ki?

#13 – Uzun İçeriğin Gücünden Yararlanın

Uzun ve kapsamlı içerikler Google arama sonuçlarında ilk sıralarda yer alırken, basit ve yüzeysel içerikler yeterli performansı gösteremiyor.

Backlinko.com ‘dan Brian Dean’ın 1 Milyon sayfa üzerinde yaptığı analiz bu gerçeği açıkça ortaya koydu. SEMRush’ tan aldığı SERP verilerini analiz eden Bu çalışma sonucunda Google’da ilk sayfanın tamamen uzun içeriklerden oluştuğunu ve ortalama içerik uzunluğunun 1.900 kelime civarında olduğu görüldü.

SEO Uzmanı olarak size tavsiyem her zaman uzun ve bilgi yüklü içerikler oluşturmanız. Uzunluk = GÜÇ de diyebiliriz SEO açısından.. Ancak şunu da belirtmeliyim, sırf uzun yazmak için içeriği gereksiz sözcüklerle doldurmak da son derece yanlış, eğer insanlar yazınızı beğenmezse, ya da faydasız bulursa dilediğiniz kadar uzun olsun , pek anlam ifade etmeyecektir.

NOT: Uzun içeriğin önemli bir getirisi de Long Tail Keywords (uzun kuyruklu anahtar kelimeler) de hiç bir dış bağlantınız olmasa bile kolayca üst sıralarda yer almanıza olanak vermesidir.

#14 – LSI Anahtar Kelimeleri İçeriğinize Serpiştirin

SEO yazımızda LSI (latent semantic indexing) anahtar kelimelerin mantığı üzerinde durmuştuk. Fakat o yazıyı henüz okumayanlar için tekrar etmekte fayda var..

LSI anahtar kelimeler anlamsal olarak bir bütün ifade eder, bir ailenin fertleri gibidirler. Ne tamamen aynıdırlar , ne de tamamen farklı..

LSI keywordler genelde eş anlamlı sözcüklerle karıştırılır ya da Long Tail Keywordlerle..

Örnek: site içi seo – on page seo – iç seo – site içi seo optimizasyonu – site içi seo teknikleri .. vb. Bu kelimeler birbirinin tamamen aynı değil, fakat çok uzak da değiller.

Peki nereden bulacaksınız bunları? Kendi kelimeniz için de benzer anahtar kelimeleri kolayca bulabilir misiniz? Kesinlikle..

1) Google otomatik tamamlama özelliğini kullanın. Aşağıdaki gibi anahtar kelimenizi yazdığınızda kardeşleri olan diğer kelimeler de belirecektir.

site içi seo da lsi keywordlerin kullanımı son derece önemlidir.

2) SERP ‘de en altta yer alan “ilgili aramalar” bölümüne göz atın.

latent semantic indexing kelimeleri ile site içi seo nun ilişkisi

Bu yöntemlerle bulacağınız bazı kelimeler içeriğiniz için uygun olmayabilir, Örneğin bu yazı da yukarıda ilgili aramalar kısmında belirse bile “site dışı seo” anahtar kelimesini kullanmamayı tercih edeceğim çünkü konumuz tamamen site içi seo (on page seo).

Ayrıca bazı kelimeler içerikte hoş durmayabilir, kulak tırmalayabilir.. Genel mantığınızı kullanarak kullanacağınız ya da kullanmayacağınız kelimelere karar verirken bu tür noktaları da göz önünde bulundurmalısınız.

#15 – Sayfada Bekleme Süresini [Dwell Time] Artırmak Neden Önemli?

Biri sayfanızı ziyaret ettikten hemen sonra geri dön butonuna tıklıyorsa bu davranış bu sayfanın düşük kaliteli olduğunu gösterir.

İyi ama Google bunu nereden bilebilir, diyorsanız..Analytics ve Chrome gibi güçlü enstrümanların bu iş için biçilmiş kaftan olduğunu söyleyebiliriz.

Peki sayfada bekleme süresini (dwell time) artırmak için temelde neler yapılabilir?

  • Uzun ve sürükleyici bir içerik yazmak
  • İçeriğinizle ilgili YouTube videolarını içeriğe yer geldikçe gömmek
  • İçeriğe ilgi çekici zincir ifadeler yerleştirmek (bucket brigades tekniği)
  • Yazının başında sonuna kadar okunmasının getireceği faydalardan söz etmek..

#16 – Yorumların Ne Kadar Güçlü Olduğunu Görün!

Eğer içeriğiniz yeteri kadar kaliteli ve insanlar için faydalıysa yorum yaparak teşekkür etmekten ve takdirlerini iletmekten kendilerini alamayacaklardır.

Uzun süredir uzun ve kaliteli yorumlara sahip sayfaların SERP te daha üst sıralarda yer aldığını gözlemliyorum ve yorum sayısının bir sıralama sinyali olduğundan şüpheleniyordum.

Google’dan Garry Illyes Twitter aracılığı ile bu konuda yöneltilen bir soruya istinaden verdiği cevapla teorimi doğrulamış oldu. (Merak edenler için ilgili yazı şurada yer alıyor.)

Ayrıca söz konusu tweetleri de sizlerle paylaşayım..

Twitter üzerinden gerçekleşen bu faydalı mini söyleşide Garry Illyes, “Kaliteli içerik 5 puan , harika sayfalardan harika linkler 2 puan ve gelişen topluluk (yorumları kastediyor) 1 puan” ifadesi ile, yorumların güçlü backlinklerin yarısı kadar etkili olabileceğine işaret ediyor.

Yorumların ne kadar önemli ve değerli olduğunu umarım anlamışsınızdır 🙂 Yorum sayısı arttıkça sayfanızın Google gözündeki değeri de artacaktır. Yalnız bu sizi spam yapmaya yöneltmesin, spam yorumları da kolayca tespit edebildiklerini düşünüyorum.

Yazınızın içerisinde belirgin bir şekilde bir kaç yere, “sorularınızı yorum kısmından sorabilirsiniz, hepsine tek tek cevap vereceğim.” şeklinde insanları yorum yapmaya, etkileşimde bulunmaya teşvik edebilirsiniz. İnsanoğlunun doğasıdır, birşeyi söylemedikçe yapmama eğilimi vardır, söyleyin ve isteyin.. Ziyaretçileriniz zaten sitenizden ve içeriğinizden memnun ise sizden bir yorumu esirgemezler.

#17 – İçeriğin Yapılandırılması [FORMAT] ve Site içi Optimizasyon

İçerik hakkında önemli detaylar paylaştım. Kalite ve uzunluk üzerinde epey durdum. En az bunlar kadar önemli olan bir diğer nokta “yapılandırma” yani “format”..

Harika bir içeriğiniz olduğunu düşünebilirsiniz fakat okunması zor ve göz yorucu bir yapılandırma, 50 satırdan oluşan dev paragraflar, küçücük bir font ve düşük satır yüksekliği bu harika içeriği bir işkenceye dönüştürebilir.

Yukarıda saydıklarım kullanıcı deneyimi açısından çok önemli ve sayfada bekleme süresi üzerinde doğrudan etkisi var.

Özetle; bir sayfaya bir ton metin boca edip “al sana uzun makale” demeyin..Okunabilir olduğundan emin olun.

  • Bold, altı çizili ve italik kelimeler / metin parçaları kullanarak önemli kısımlara dikkat çekin.
  • Font büyüklüğünüz en az 15px olsun
  • Paragraflarınızdaki satır sayılarını azaltın, en fazla 4 satır (mobilde bu 2 ye katlanıyor bunu da unutmayın 4 ise en az 8 olur..)
  • Paragraflar arasında yeteri kadar boşluk bırakın ki daha okunabilir olsun içeriğiniz.
  • Önemli kısımları benim yazılarımda kullandığınız gibi farklı arka plan renkleri ile normal içerik akışından ayırın. Böylece okuyucunun dikkatini yeniden çeker ve içeriğin devamının okunmasına yardım etmiş olursunuz.

#18 – Görsellerin On Page SEO için Optimize Edilmesi

Görsel optimizasyonu webmasterların en az dikkat ettiği konulardan biri olmasına karşın site içi optimizasyonda yeri oldukça büyük.

Şunu da diyenler olabilir “Görsel kullanmayalım, ne olacak sanki?” .. Bu yanlış olur, çünkü içerikte görsel kullanımı ziyaretçilerinizin daha çok ilgisini çekecek, içeriğinizi daha anlaşılır hale getirecek ve sayfanızda daha uzun süre kalmalarına yardımcı olacaktır.

Ayrıca içerikte en az bir görsel olmasının önemli bir sıralama sinyali olduğuna dair güçlü bir teorim var (yanıldığımı kanıtlayan birşey görmedim henüz.) ilk sayfa sonuçlara bakarsanız tamamında en az 1 görselin yer aldığını görebilirsiniz.

Görseller arama motoru optimizasyonunun önemli bir parçası olduğuna göre bu işin inceliklerini tek tek açıklayalım.

  • Orjinal Görsel kullanın. Eğer bir başka sitede kullanılan bir görsele sayfanızda yer verecekseniz mutlaka altında kaynak belirterek ilgili sayfaya bağlantı verin (dofollow olmak zorunda değil.) Orjinal görseller için stok görsel siteleri iyi fikir olabilir.
  • Resimlerinizin boyutlarını her zaman küçültün. Görsel açıdan kayıpsız bir şekilde bu işlemi yapmak mümkün. (Imagify kullanıyorum bu iş için ve çok memnunum, tavsiye ederim.) Görsellerin sıkıştırılarak küçültülmesi sayfalarınızın çok hızlı açılması noktasında yardımcı olacaktır.
  • Açıklayıcı görsel adları kullanın. Örneğin: ayakkabi.jpg yerine nike-yuruyus-ayakkabisi.jpg gibi.. Böylece görseliniz Google botları tarafından okunabilecek ve bu da sıralamalarınıza +1 puan kazandıracaktır.
  • Görsellerde mutlaka ALT etiketi kullanılmalı. ALT = Alternative Text anlamına gelir, yani görselin açıklaması ya da görsel bir nedenle görüntülenemediğinde onun yerini alacak metin demektir. ALT etiketinde anahtar kelimenize mutlaka yer verin ve açıklayıcı bir etiket oluşturun.

#19 – Sosyal Paylaşım Butonları Kullanın

Sosyal sinyallerin Google’ın sıralama algoritmasında önemli bir yeri olduğuna dair net bir bilgi elimizde yok.

Fakat Facebook ve Twitter gibi dev sosyal medya ağları, direk olmasa bile sağladıkları etkileşim ile dolaylı yoldan SEO ‘nuza destek olabilir.

  • Ziyaretçilerinizi sosyal medya ile sıkı bir takipçi yapabilir ve sitenize tekrar tekrar gelmelerini sağlayabilirsiniz..
  • Sosyal medyanın düzenli kullanımı ile birlikte geniş kitlelere ulaşan paylaşımlar sayesinde marka bilinirliğiniz önemli ölçüde artar ki bu da SEO açısından büyük bir artı puandır.

Sosyal paylaşımları artırmak için paylaşım butonlarını sitenize mutlaka ekleyin. Ücretli & ücretsiz bu işi gören çok sayıda WordPress eklentisi mevcut. Hafif, basit ve siteyi yavaşlatmayacak birşey olması önemli.

Bana kalırsa Facebook ve Twitter yeterli sosyal paylaşım düğmesi olarak, daha fazlası gereksiz olabilir. Fakat yemek tarifi ve el sanatları konulu bir site için de Facebook ile Pinterest daha mantıklı olabilir..

Bu konuda genel mantığınızı kullanarak sitenizin hedef kitlesinin kimler olduğunu ve hangi sosyal mecrada daha çok zaman geçirdiğini düşünebilirsiniz.

#20 – Kulllanıcı Yönelimi [User Intent] Optimizasyonu

Google son bir kaç yıldır kullanıcılarının yönelimlerine çok büyük önem vermeye başladı. Dikkat ederseniz, Google’a soru sorduğunuzda bir websitesine yönlendirmek yerine gerektiğinde cevabı kendi veriyor..

Hatta bazen bunu otomatik tamamlama özelliği içine dahil de ediyor.

İsterseniz olayı biraz daha ilginç hale getirelim.. Şimdi arama kutusuna matematiksel bir işlem yazıyor ve soru işareti yaptıktan sonra enterlıyorum.

Google’ın matematiksel yetenekleri bu basit işlemle sınırlı değil.. “karekök 144” yazın, ya da 3^4 ..

Matematiksel örneği bilerek verdim. Şunu düşünmenizi istiyorum.. Google kullanıcının “3^4” araması ile bir işlem sonucu görmek istediğini görüyor ve bir web sayfası yerine müthiş bir zekâ örneği sergileyerek bir hesap makinesi ekranı içerisinde sonucu “81” olarak gösteriyor..

User Intent konusu sandığınızdan çok daha önemli ve On Page SEO da önemli bir yer tutuyor. Bu nedenle bir örnek daha vermek ve olayı hikâyeleştirmek istiyorum..

Emre kardeşimiz de yeni bir websitesi kurmaya başladı. Emre, Google’da sık aranan matematiksel hesaplamaların her biri için bir içerik girerek binlerce hazır işlem ve sonuca yer verecek sitesinde.

Sizce Emre’nin sitesi başarılı olabilir mi?

Hayır dediğinizi duyar gibiyim ama burada hata Google’ın değil. Google sadece kullanıcılarına tam olarak aradıklarını vermeye çalışıyor. Basit bir işlemin sonucu için SERP de bir sonuca tıklamak istemiyor kullanıcılar.. O kadar uğraşmaktansa hesap makinesi kullanır zaten.

Bir örnek daha vereyim; Caner kardeşimiz “çanta modelleri” anahtar kelimesini hedefleyen özgün ve uzunca bir içerik hazırlıyor. Güçlü bağlantılar da ediniyor bu içeriğe.

Kullanıcı Google’da “çanta modelleri” anahtar kelimesi ile sorgu gerçekleştirerek Caner’in #1.sıradaki sitesine geliyor.. Bir de bakıyorlar ki uzunca bir metin var.. okumaya zahmet etmeden, geri tuşuna basıp gidiyorlar..

Umarım buradaki sorunu anlamışsınızdır.. Sorun şu.. Kullanıcılar “çanta modelleri” ile farklı modellerde çantaları görmek ve beğendiklerini satın almak istiyor.. bununla ilgili bir makale okumaya da niyetli değiller.

Bu konu üzerinde fazlaca durmamın ve en sonra bırakmamın nedeni şu.. Eğer kullanıcı niyetini / yönelimini anahtar kelime düzeyinde okuyamaz ve bu anahtar kelime için hatalı türde içerikler üretirseniz sonrasında yapacağınız tüm çalışmalar heba olup gider.

Peki nasıl yapacağız hocam derseniz, işte size bir kaç ipucu..

  • Anahtar kelimeyi Google’da aratın.. İlk sayfa sonuçlarına bakın.. İlk 3 de ne var? Makale mi? Alışveriş sayfası mı? Yoksa bir YouTube videosu mu? (Belki de bir hesaplama sonucu.. kim bilir?)
  • Kelimeyi anlamaya çalışın , bilgi yönelimi mi var , alışveriş yönelimi mi (farklı kullanıcı yönelimleri de mevcut bunları farklı bir yazıda detaylı bir şekilde ele alacağım)

Kullanıcı yönelimi / niyeti önümüzdeki yıllarda Google’ın en büyük önceliği olacağından projelerinize başlamadan önce anahtar kelimelerinizin ne amaçla aratıldığına dikkat ederek o çerçevede içerikler oluşturmaya odaklanmanızda fayda var.

Site içi SEO Teknikleri konusunda en iyi pratiklerimizi ve tecrübelerimizi sizlerle paylaşmaya gayret ettik. Eğer yazımızdan istifade ederseniz / ya da edeceğinize inanıyorsanız lütfen bir yorumu ve sosyal medya paylaşımını esirgemeyin.

About us and this blog

We are a digital marketing company with a focus on helping our customers achieve great results across several key areas.

Request a free quote

We offer professional SEO services that help websites increase their organic search score drastically in order to compete for the highest rankings even when it comes to highly competitive keywords.

Subscribe to our newsletter!

Leave a Comment